Barbar Adamın Laneti

ya da

BARBARLIK NEDEN ÖNEMLİDİR ?


Pek çok yerli kavminde "insan" anlamına gelen kelime sadece kendi kavmindeki insanları anlatır. Ormanın diğer insanları yabancıdır. Hayvanlar gibi dilleri anlaşılamayan yaratıklar, temiz su, balık,  gibi aynı yaşam kaynaklarının paylaşılmak zorunda kalındığı mahlukatlardır. Beyaz adamlar için de bu böyledir.


Geçmişte kara adamları zincire vurup sürükleyenler, kızılderilileri de öldürüp topraklarında medeni ülkeler kuranlardı. Kendinden zayıf olanı köle aldıkları ve kendi insanlarını kurban ettikleri için aşağıladıkları Aztek imparatorluğunun; Maya köylülerine davranış biçiminden daha farklı değildi yaptıkları. Sonra modern dünya oluştu. Onların çocukları insan haklarını yazdılar. Ama aslında hiçbirşey değişmedi. Bugün 'medeni' batının insan haklarından anladığı kendi insanlarının haklarıdır hala. Bir Avrupalı'nın insandan anladığı ortalama bir Avrupa'lı insanın hayatıdır. Onlar gibi yaşıyorsa insandır, yaşamıyorsa değildir. Yoksul, çaresiz, acı içinde olan başka insan topluluklarının kalbleri kırılabilir, toprakları zehirlenebilir ve ellerindekiler yağma edilip, inandıkları değerler aşağılanabilir. Bunu akılla savunmasalar da içtenlikle inanırlar. Ve dünyanın heryerinde olduğu gibi ortalama bir Avrupalıyı da akılları değil, sahip oldukları inançları yönetir. William Reich "Dinle küçük adam" a bugün birkaç satır ilave etse herhalde şöyle yazardı ; onları aşağılamaya çalışıyorsun küçük adam, kendi uygarlığın seni mutlu etmiyor çünkü, öfke dolusun, kendini zeki bulmak istiyorsun, budur senin üstün değerin ve senin zeki olman için birilerinin aptal olması gerekiyor. Kendine değer vermiyorsun küçük adam. Kendini yüce ve üstün bulman için mutlaka birilerini aşağıladığına inanman gerekiyor.  

Kendi vahşetleri, görgüsüzlükleri, saygısızlıkları ve kibirleri gözlerine perde gibi indiğinde  Batı "Modern ve medeni" sihirli kelimelerinin arkasında istedikleri saygısızlığı, zulümü ve vahşeti gerçekleştirebileceklerine inanır.  Yazmayı planladıkları tarih kitapları şöyle açılır:

Birinci bölüm
Bu bilgisiz barbarları nasıl yola getirdik?

Muhtemelen 'İkinci bölüm' şöyle gelecektir:
Dünyanın şiirini nasıl yok ettik?

Üçüncü Bölüm
Modern ve medeni haldeki teneke dünyadan nasıl çıkabiliriz? 

hatıra fotoğrafı











Zaman var tabi. Hep vardı.  Kendi zamanın.





Toprağın içinden çıkan / Kocaman bir ağaç, bizi şaşırtabilir, çünkü bunun yavaş yavaş olmasına alışkınız. Alışkanlıklarımıza ve kendi zamanımıza bağlanırız. Dünyanın olağanüstü garipliğiyle karşılaştırıldığında bizim ona alışıp uyumlanma süremiz hayli kısadır. Bir kuş deyip parmakla hayret içinde işaret ettiğimiz zaman üç beş yaşlarından süratle kayıp geride kalır. Yazı değildir anlamı öldüren baylar, kelimedir, sözdür aslında. Bir "Kuş" geçerken ona "kuş" deyince anladığımızı sanmaktan ibaret olan garip bir aklın pençesinde hayat boyu kıvranmak modern insanın küçük hayatıdır. Evet o bir kuştur, kanat açıklığı 23 cm,  yumurtlayan, akciğerli, sıcak kanlı, gagalı, ayaklı, kanatlı, uçan hayvan. Şu da hızlı bir işlemci isteyen bilgisayar oyunu, o da bir kadın; bravo, tebrikler, böylece herşey anlaşılmış oldu, şimdi koşmaya devam edebilirsin. 

Oysa oyun çok güzeldi arap, oynasaydın iyiydi, kuşlar da harikuladedir ama bugünlerde kuş olmak da çok zordur biliyor musun? Demin ki kadın da sana bir şey daha söylemeye çalışıyordu, geçip gittik yanından.

Barbarlar ve Başka Yıldızlar


 847538 milyon ışık yılı ötede küçük ve yeni bir gezegen bulan akıllı mı akıllı bir bilim adamının hemen ona KGWS-47398 ismini takarak kataloglandırmasına benzer bir heves bizimki. Bir barbar bunu asla yapmazdı. Dört nala döke saça geçtiği yerlerde biriktirilmiş ne kadar  katalog varsa yakar geçer barbar. Karmaşıklığa koftiliğe, aklı ermez, mecburen dürüsttür. Barbar hayatında hapishanelere, zindanlara, uzun yargılamalara, laf ebelikleriyle dolu saçmasapan savunmalara yer yoktur. Suçlar açıktır. Cezalar kesin, sert ve hızlıdır. Barbar dolayımlamaz, doğrudandır, bu yüzden barbarlar medeniyet tarihinin altın ışıklı savaşçılarıdır ve tam da bu yüzden önemlidirler. Onlar arkalarında kuyruklu bir yıldız gibi ışıklı bir iz bırakarak geçtikleri tüm kentlerde bütün katalogları yeniden yazdırırlar. Şimdiye kadar okuyup aklında biriktirdiğin ne varsa  hepsini alt üst eden dehşetli, kalın bir felsefe kitabı gibidirler. Medeni, kendini onunla karşıtlık içinde anlar ve kendi bilincine varır ve kataloğun yanına iliştirdiği tarih kitabında elbette kendisi çok iyi, barbarlar da çok kötüdür. Oysa barbarın dünyaya yaptıklarından daha da kötüsünü yapar medeni.  Ama kılıflar uydurur, türlü sahtekarlıklara girişir. Mevzu şiddetse hiçbir barbar kavim atom bombası kullanmamış, gaz odalarında insanları delirterek öldürmemiştir, laboratuarlar kurup yarı ölü hayvanlara işkence etmemiş,  kalabalıkları kitleler halinde zehirleyebilmek için kafa patlatıp, para saçmamıştır.

Bir şey söyleyeyim mi arap, medeni dünya iki yüzlü ve korkaktır. İçindeki şiddeti gideren bir barbarsa, bütün bir Batı medeniyetinin psikolog seansları, yoga salonları, bitki çaylarıyla ulaşmaya gayret edindiği son noktadır. 'küçük adam' Biriktirmemeyi öğrenir   bu seanslarla, doğrudanlığı, hayata sade ve yalın bakmayı öğrenir. Toprağın içinden güneşe gülümseyerek açan bir çiçek medeniden çok barbara yakın durur, yıldızlar ve ay sadece barbarlara ve aşıklara göz kırparlar. Çünkü sıradan bir yıldız bile isminin 458734 HSDKJ olmadığını çok iyi bilir.











'Ex oriente lux' ya da 'Işık Doğudan Yükselir'

İbn Tufeyl, El Razi, İbn Arabi, İbn Rüşd, Gazali, Farabi, İbn Miskeveyh, Sühreverdi, İbn Ravendi, Mevlana, İbn Sina... İslam coğrafyasında yetişen ve sonra Batı'nın bol bol isim vermeden araklayacakları fikirleriyle  düşünce adamlarının eserleri,  onların antik yunan çevirileri, Platon, Aristo 'şerhleri' barbarların soğuk kılıcı medeniyetlerinin üstünde dolaşıp dururken yazılmıştır.  Hemen hepsi aynı yüzyıllarda yaşar bu aydınların ve önceleri sessizdir, sonraları sessizdir. Çünkü nehir akamazsa göl olur durgunlaşır. Gölün akarı, gideri yoksa bataklığa dönüşür, bulanıklaşır. Medeniyetin düşünce alışkanlıklarını sorgulatır barbar. Seni yeniden düşünmeye iter ve her kim ne derse desin soğuk çelik ensende dolaşırken bazen kafan  daha da iyi çalışmaya başlar. Bu yüzden plazalardan, hızlı otobanlardan, çok katlı alışveriş merkezlerinden gürül gürül akarak gelen çok zeki, mutsuz ve öfke dolu atlılar dört nala yaklaşırken taze bir çay demlemeli. Düşünmeli, bir çözüm bulmalı.

Oz büyücüsüne sorulsa "Sarı tuğlalı yolu izle!" derdi muhtemelen. Ama ona bunu sormak için öncelikle sarı tuğlalı yolu izleyerek ona ulaşmak gerek.

Gelecek yaza belki: Oz Büyücüsü neden önemlidir?