Güneşi Uyandıralım / Vasconcelos



Nereden geldiği belirsiz, kaygımı yatıştırmaya çalışan bir ses kulağıma çalındı:

"Şüş ... Şüş!"
"Hah! Biliyorum! Sensin. Paul Louis Fayolle"


Cüppesinin içinde kapkara, kareli mendiliyle bana veda işareti yaparak kaybolan karaltıyı görmemek için elimi yüzümde gezdiriyorum. Ve uzaklaşan, denize açılmak için nehrin ağzına varan gemi.


Ama düdük çalan gemi değil Adam. Ben daha da küçüğüm. Bu bir tren. Portekizlimi öldüren katil bir tren. Şeker portakalı fidanımın düşlerini biçen tren. Büyüdüğümde o trene sık sık bindim, Adam. Tekerleklerinin sürekli olarak hüznümü ve yok olanların yokluğunu çiğnediğini kimse bilmiyordu. Sırrımı kardeşlerime anlatmam


...


Yanıtını duymadığımdan ıslık çalıyordum, sonra sis için şarkı söylemeye koyuldum:

                


                Bir cururu kurbağası
                Irmak kıyısında
                Kurbağa şarkıya başladı mı
                Küçük kız,
                Üşüdüğünü söyler...