Kirli Çamaşırlar IV

Kompartmanda...numarasızda... "İşte bu aşktır, sevdalıktır" deyip gitmiş peşinden altı sene. Rezil kokulu bir adam anlatıyordu. Başını dinlemedim. Sonra ne çocukları olmuş ne de evleri. Peşlerinde hala ismi lazım değil aşiretinin bıçaklı arsızları. Belki olmazdı bile kırık dökük hikayeleri. Sürüklemese oyuncak trenler numarasız koltukları.

Kapadım gözlerimi düştüğüm yeri de görmüyorum. Hem öyle sıkı yumdum ki yaklaşan ayak seslerine dahi açmıyorum. Sokağın köşesine çöktüm sırtımdaki duvarı itiyorum. Sıcaklarda itiyorum, gece serinliğinde itiyorum. Dönüp dolaşıp oraya geliyorum. Kendimi orada biraz daha iyi hissediyorum. Sahilde dövüşmeye varmayan neticesiz itişmeler sonrası ben niye geceleri hep buraya geliyorum? Sokağın başında atölyenin tak takaları, trenlerde geçen güvenli gecelerimi anımsattığından mı? K. ve L.* beni var sanıyor, oysa ki yokum. Ne zaman müzik sesi duysam hep o yöne koşuyorum. Yönünü batıya çevirmiş biçareler gibi ben de güneşin doğuşunu göremedim. Kumral kızın elleriyle sunduğuna yumdum yanan gözlerimi göremedim. Grup vaktini şafak yanılgısıyla seyretttim. Söylediğim kelimeler, aradığım kelimeler değildi. Sokakta gri bir aydınlık vardı. Sokak köpeği sürüleri kol kol geziyorlardı. Şehirde bizden başka kimse kalmamıştı. Ölüm hiç aklımıza gelmiyordu. - diğer sayfa kayıp -

*Doğru harfler bunlar değil elbette