KÖPEKLER / Ondördüncü Bölüm

"Zamanını almak istemem ama basit bir soru bu"
Tavanı basık bilardo salonunda, aşağı çökmüş dalgalanan sigara dumanı altında, geç kapıldığı sınav telaşıyla linear denklemleri anlamaya çalışan Bahadır, elindeki matematik notlarından başını isteksizce kaldırarak Kaan ne söyleyecek diye beklemeye başladı.
Kaan  soruyu sormaya hazırlanırken aynı zamanda kuraldışı biçimde bilardo masasının üzerine oturmuş olduğundan, Deniz'de atışını yapmak için onun aşağı inmesini bekliyordu. Toplardan birinin onun şu an oturmakta olduğu yerden geçeceğini  hesaplamıştı. 
"Seni seneler önce terketmiş bir kadın ve senin  hâlâ ona tutkuyla bağlı olduğunu bilen... Böyle bir kadın eğer şimdiki sevgilisini ortadan kaldırırsan sana geri dönerim derse ne düşünürdün? Sevgilisini ortadan kaldırmanın yolunu mu ararsın?"
 Kaan, etraflarındaki uğultudan soruyu anlamadığını düşünürken, onaylar biçimde kafasını salladı.
 "Heralde bunu yapardım"
 "Cinayet işlerdin yani..."
 Cinayet kelimesinin telaffuz edilmesi durumu değiştirmiş, Bahadır kendisine yönelmiş beklemediği ağır bir hakaret işitmiş gibi irkilmiş, suratı asılıp ciddileşmişti.
 Eğildiği notlardan, geriye doğru yaslanarak;
"Başka yolları da vardır muhakkak, başka yollar denerdim"
Kaan aşağı inmiş, Deniz atışını kullanmış, toplar birbirlerine çarpışıp dağılmayı sürdürürken  deliklere doluşmayı inatla reddetmişlerdi. Sıra yeniden Kaan'a geldiğinde elinde ıstakasıyla  toplara göz atarak "Başka hiçbir yol yoksa?" dedi. "Birkaç ay sonra evlenecekse, bunun hazırlıklarıyla uğraşıyorsa?"
 Bahadır, Kaan'ın tam olarak neden bahsettiğini anlamış halde;
"Birkaç sene önce olsa hiç şüphesiz, çekinmeden duraksamadan cinayet derdim." diye konuştu.    "Ama şimdi bir şey söylemek zor."
"Sen ne dersin buna Deniz ?"
Deniz'in yüzünün birden asılması, cinayet kelimesinin yarattığı etkiden değil bunun birden kendisiyle ilgili bir durum olabileceğinden, Pelin'in Kaan'a böyle bir şey teklif etmiş olabileceğinden kuşkulanmasındandı. Kendisine soruyordu çünkü kararı kendisinin vermesini istiyordu belki. Sohbet iki adım ilerlediğinde Kaan, "Ama ondan nefret etmiyor hatta bir çeşit yakınlık duyuyorsan, aynı kadını seviyor olmak sizi gizlice birbirine bağladıysa, ona, seninle aynı hissi paylaşan insanlara duyduğuna benzer bir yakınlık hissediyorsan, yaptıkları için onu suçlamıyor, aynı durumda olduğunda kendinin de benzer bir yolu izleyeceğinden eminsen" diye ısrarla bir yanıt almaya çalışarak devam etmişti. Deniz, 'bilmem ki nasıl olur' gibilerinden kafasını iki yana sallarken, ıstakasıyla yanlışlıkla çarptığı, tavanın üstünden bilardo masasına gerilmiş yeşil çuhaya sarkan lambalardan biri sallanarak gidip gelmeye başlamış, Deniz'i, ve Bahadır'ı kısa aralıklarla aydınlatıyordu. Kaan belirgin bir yanıt alamamaktan sıkılmış halde Deniz’in ilgisini uyandırmaya uğraşırken, lambaya uzanıp eliyle durdurdu.
"İlk atışta hem düzlerden hem de çizgililerden birer tane sokunca ne oluyor?
"Hiçbir şey olmuyor" dedi Bahadır. Zaten hiçbir zaman hiçbir şey olmamasını istiyormuş gibi neredeyse sevinçli bir sesle  söylemişti bunu. Kaan’ın konuyu  sessiz sedasız kapatmasına ya da doğru bir atış tahmini daha yapmış olmasına sevinmişti. Yan masadaki yetenekli bilardo oyuncularını seyrediyor, ıstaka daha topa dokunmadan atışın sayı olup olamayacağını çok yüksek bir kesinlikle tahmin ediyordu. Paraya çevrilemeyen her türden garip yetenek gibi bu da ona o sırada gereksiz göründü.
"Sıra Deniz'e geçer hangilerini alacağına da  o karar verir"