Makas I


Çalışırken kapıyı duymak mümkün değil. Bir noktada durmam gerekiyor ama. İlk oda bitip ikincisine geçerken. Kapı öyle hırslı bir biçimde çalınıyor ki duymamak mümkün değil. Hem çalınıyor hem vuruluyor. Açıyorum. İlkin sinirli, sonra hafif şaşkın tedirgin bir yüz. Gaz maskesine benzeyen kocaman maskeyi çıkartıyorum. Büyük kulaklığı da öyle. "Ne korkunç bi gürültü bu" diye kükrüyor. Kükremek istiyor, ancak ince, bir çeşit sızlamaya benzeyen bir tonda dengesiz iniş çıkışlarla alçalıp yükseliyor sesi.
“ -İki saat sonra bitecek teyzecim”
“Bitecek te misafirim geldi yavrum ben ne yapayım şimdi” diye başlayan hatırlanması mümkün olmayan bir konuşmaya başlıyor ki, işi bırak diyemiyor, vakit öğleden sonra. Kolay gelsin deyip gitmeye de sabrı yetişmiyor.  
“Oğlum ama çocuğu olan var, bebeği olan var hiç kesilmiyor ki sabahtan beri ezanda bile susmuyosun, ev başımıza çökecek”
“Bütün çiçekler sizedir teyzecim”
"Anlamam ben çiçek miçek" dese de kırışık yüzünde çok yabancı ve çok tuhaf duran bir gülümseme var şimdi kolay gelsin gibisinden birşeyler mırıldanıp giderken.
Akşam iş bittiğinde yorgun, tinerden hafif güzel aşağı eşyalarla indiğimde veletlerden biri fırladı  köşeden. Küçük elleriyle yakaladı beni.
"Kurtardım seni"