Makas IV

Evlerde akraba kalabalıkları. Konuşmalar, dağılan çaylar ve uzanılan kek dilimleri. Televizyon uğultusu. Sokak sesleri. Yüzyılın sonu. Mutlu bir yorgunluk duygusu. Devamı getirilemeden uyunmuş bir film. Bir başka gün. Devam ediyoruz. İyimser, çaresizce ve çocukça bir çaba.
Uykusuzluğun verdiği sarhoşluk, kahvenin uyandırıcı etkisiyle çarpışıyor. Hava güzel. Sabah beş buçuk altı minibüslerini dolduran yüzlerde dalgınlık ve masumiyet. Sessizce yol alıyoruz. Birileri inip biniyor. Bilmediğim birşeylere adanmışlık duygusu hakim havaya. Sakin, sıcak ve uykulu. Birazdan bitecek ama bu da. Burada kalacak. İşler başlayacak.   Her birimiz unutacağız  turuncu bulutlar ve sararmış göğün altında nasıl eşsiz olduğumuzu. Oysa hepimiz biliyoruz. Onlar da biliyor. Doğrusu da bu. Annelerimiz bizi çok severdi
gündüz: Sevilmeye alışkın olmadığından uzanan elleri ısırmamaya olan büyük gayretiyle gerileyerek, ahşap arabasıyla birlikte titreyen atlar
gece: Kederli gök boşluğunun içinde dönen yıldızlar
Ve sabah: Günün şafağında dans ediyoruz yeniden. Hayattayız. Yakacık - Kadıköy hattında. Kırmızı kafalı bir minibüs içinde sakince durmaktayız. Biraz öyle biraz böyle. Sonra geçecek zaman. Aklımda çok güzel şeyler vardı.