Panait İstrati / Hayat Yollarında



Mahzene inip çıkmaların ve pazar dönüşü omuzlarımı çökerten ağır zerzevat zembilinin yorgunlukları yanında sokağa çıkmak, dışarda yeniden hayata kavuşmak, hele Tuna'nın üstüne kanat germiş Karaköy'de, prangalının özgürlüğe susadığı gibi hasretini çektiğim Karaköy'de avare avare dolaşmak vardı. 

Kasımdan nisana kadar, altı aylık mahpus hayatım sırasında sevgili Tuna'mı tek bir kere, Noel'de görebilmiştim. Oysa ben, kışları, dondan taş kesilmiş ya da buz yığınlarıyla bir dev savaşına girişmiş o uçsuz bucaksız beyaz kuşak üstünde hüzünlü düşlere dalmayı ne kadar severdim.

Bu özleme dayanabilmek için kaptanın dostluğundan ve bana hediye ettiği o eşsiz kitaptan (bu bir sözlüktü) ne kadar güç almak zorunda kaldığımı tasavvur etmek kolaydır

Şimdi bir hamlede özgür olarak uyanmıştım:Pahalıya mal olmuş bir özgürlük ama, ne kadar da lezzetli!

Sabahları , saat dokuzla on arası, günün yemek listesiyle mahalleyi dolaşıp abonelerin siparişlerini toplar, sonra, saat onbirle oniki arası, onlara istedikleri yemekleri götürürdüm. Akşamları aynı iş tekrarlanırdı. Günde dört saat sokaklarda dolaşmak, gözlerim, kulaklarım, duyularım için dört saat süren bir sarhoşluk! Pıtrak gibi tomurcuklarının parıltılı ağırlığı altında iki büklüm olmuş akasyalar; cıvıl cıvıl kuşlarıyla şarkı kesilmiş ağaçlar; rüzgarın savurduğu yağmurun suladığı, açıkgöz kediler ve köpeklerle dolu sokaklar; güneşe karşı ardına kadar açık, kenarına saksılar dizilmiş pencereler; türkü çığıran ya da kopillerini paylayan, yarı çıplak sevdalı kadınların kaynaştığı avlular. Ve hele Tuna, o zamana kadar asla göremediğim, yeni yeni keşfettiğim şaşırtıcı manzarasıyla Tuna, binlerce yıldan beri çocukların ebedi Tuna'sı!..

Kir Leonida'nın yanında hizmetimin sonuna kadar bu iş bana düştüğü için Kaptan Mavromati o coşkun gezintilerimde çok kere bana arkadaşlık eder, kendi ana diliyle başından geçenleri anlatırdı. Bunları şimdi  hatırladığım haliyle, yani gönlümün belleğiyle tekrarlıyorum:

"Ben su üstünde doğdum, ömrümün sonuna kadar su üstünde yaşayıp yine orada öleceğimi sanırdım." (...)