10. Sular Durulurken

"Şairin dizelerinde anlattığı gibi:
Ey bahtın darbelerinden korkan kişi rahatla!
Bilmezsin ki, her şey dünyayı yaratan Tanrı'nın elindedir. Zira
yazılan yazılmıştır, asla bozulmaz! Yazılmamış olan içinse hiç
korkmamalıdır. "

O anda, Şehrazat, ansızın sabah olduğunu fark etmiş ve anlatısını kesmiş... 
          
  (Binbir gece masalları)

Ama biten birşeyler var yine. Saatse hayli geç. 

"Sevmek için geç, ölmek için erken"  (Attila İlhan)
  ya da
"Rock'n Roll için geç, ölmek için erken"  (Jethro Tull)

(Muhtemelen baykuşun gözlerinden gece daha değişiktir.)


Yine de bir motorla (asla)  karşı kıyıya geçmeye çalışmamalı. 

Buğuyu silip dışarı baktım. Yağmur başlamıştı. Dört gün sürdü. Sabaha karşı başlayıp akşama doğru sakinleşen ama hiç kesilmeyen adil, net ve kararlı bir yağmurdu. Çarpışan bulutlar ve turuncudan griye uzanan saçaklı pamuk tarlaları yoktu. Gökyüzü maviydi her noktada, ışıklar maviydi. 

Baykuş şarkısını mükemmel bulduğu için değiştirmemişti. Binlerce yıl. Belki daha fazla. Ben hemen her gün tüfek omzumda dolanırken başka bir şarkı aranıyordum söylemek için ve anlatmak için başka bir hikaye. Onun mükemmel bizim eksik oluşumuzda bir alay, bir eğlence buldum. Etrafında dolaşarak koruduğumuza inanırken bir cephaneliği, gemici bir arkadaşım avuçlarını birleştirip gösterdi onun şarkısını mükemmel biçimde taklit edebileceğimizi. Boğuk, ulvi, hüzünlü, bilge ama vazgeçmiş bir tonda. Pek beceremiyorum ama hala ben.

Fal açar gibi açıyorum sayfasını defterin,
'bakalım bugün nasılsınız Ruhi bey?'
ya da
"Ben Ruhi bey, nasıl olan Ruhi bey, daha nasılım?" (E.C.)

"ne kadar güzel olursa olsun söz tekrar edilince usanç verir"
(Sadi /Gülistan)

Sonuçta; Sormuşlar Ey Ebu Hasıl, Bir adamın başına tüm korktuğu şeyler gelirse ne olur?, Ebu Hasıl şöyle cevap vermiş : Adam korkusuz olur. Sormuşlar : Peki bir adam nasıl cesur olur? Ebu Hasıl şunları söylemiş: O adam ki kılıcını yanında taşır zamanı gelince kınından sıyırır, zamanı gelince kınına koyarsa işte o adam cesurdur.

Bitti mi artık, tamam mı?

Devam ediyoruz. Mesela bir ara sokakta kaldırımın üstünde bir masa ve iki sandalye oturuyoruz, masanın üstünde illa notlar var. Yeni çağ erken tiyatro notları, Fizik notları, İspanyolca notları ya da aşk şiirleri. Anlayamayacağımız ortada, sadece sonrası ne olacak acaba diye sorduğumuz bol beklentili günlerden biri. 

Rivayetler odur ki, Lao Tzu'nun ardılı Chuang Tzu bir gün şöyle demiş:
"Tam adam zihnini bir ayna gibi kullanır, herşey oraya yansır. 
Hiçbir şeyi kavramaz. Hiçbirşey de kalmaz orada."

Yani geldik mi? Hayır, hayır daha çok var. 

Artık onu görmüyorum. Bir rüyanın içinde yanan bir mum görüyorum. Mumun içinde yanan bir mum daha var ve bu ona iyi gelmiyor. Söndürmeye kalkışınca alevler artıyor ve ahşap salon büfesi sanki buna hazırlanmış gibi birdenbire yanmaya başlıyor. Sonra mağaza vitrininde bir görüntü. Caddede durmakta olan bir adam. Bu benim şaşkınlığı. Çöle bakan bir deve,  anlamaya çalışıyor olanları.

Şimdi uyu çocuk, uyumak kolaydır ve zaman daha hızlı geçer. 

"...ve de bil ki, hiçbir şey senin iradenle oluşmaz; sadece Bilgelerin Bilgesi olan Tanrı'nın iradesiyle oluşur. Asla umutsuzluğa kapılma! Tüm dertlerini, tüm kaygılarını unut! Bilmez misin ki kaygılar, en sağlam, en güçlü yürekleri yıpratır? Öyleyse, bırak her şeyi! Tek düzenleyicinin karşısında kurduğumuz düzenler kudretsiz köle düzenlerinden başka bir şey değildir. Bırak geçip gitsinler! Sürekli mutluluğu tatmaya bak!"
(Binbir gece masalları)

O anda, Şehrazat, ansızın sabah olduğunu fark etmiş ve anlatısını
kesmiş... 


Geldiğimizde uyandıracağım