5. Babun Kabilesi

Keyfim yerindeydi, belirgin büyük bir problem yoktu. Gördüğüm tuhaf rüyaları düşündüm. Bir tanesinde Duygu vardı. Öylece karşımda duruyordu.  Hiçbirşey söylemedim. O da söylemedi.


Mükemmel bir öğleden sonra...Yapmak istediğim ya da yapmam gereken önemli hiçbir şey yok. Kalabalığın şaşırtıcı sığlığı karşısında aşka sığınmak bizim uydurduğumuz yeni bir şey değildi kuşkusuz ancak bazen herşeyin düzeleceğini hissettiğin bir an oluyor ve sonra düzelmiyor ya, işte o çok kötü bir şey.

İki gün önce parasız kaldığımdan soğukta yürüdüğüm yolları sıcak bir günde otobüsle geçerken, hayatın böyle çalışmazken ne kadar da harika olduğunu düşündüm. Güneş denizde parlıyordu. Denizin ortalarına dek açılmış dalgakırana, önünde dikilen kız kulesine, hemen hemen boş otobüse baktım. Ne kadar güzel, herşey sona erdi diye düşünüp eve gidip hemen Age of Empires'ta Saladin'i bitirdim. Babun kabilelerinin köpekleri yavruyken kaçırıp evcilleştirmelerine çok şaşırdım. Televizyon kutusu, dünyanın bir ucundan kırk yılın en büyük depremini bildirdi. Yüzbin kişi ölmüş ya da kayıptı. Kirayı ödeyip ortalığı topladım. Rüyama giren dondurmalardan alıp ekmek arasına koyup yedim, çay pişirdim. Son aylarda görüşmek istediğim insan sayısı yavaşça bire inmişti. Onu da sudan bir sebeple aramak istemiyordum. Sebepsiz arayabilecek kadar da yakın değildik artık. 


(ben bazı geceler uyanıp ağlıyorum ve bir tek sana yeniliyorum biliyor musun dediği gün.)


"beni tanısan çok severdin aslında"
"Ben zaten seni çok seviyorum" dedim dümdüz, vurgusuz.
 "öyle değil" diye sıkıldı hemen. Sonra bu kelimelerin aklıma kazınmasına yol açan sihirli ve uçucu bir sesle fısıldayarak "çok severdin..." diye açıkladı.


...onu gerçekten sevdiğimi hissediyordu şimdi. Ama ayrılmıştık artık.
"Beraberken senin ilgi alanına girmiyordum çünkü" dedi bir ara. 
Şimdi ayrıydık ve onu tanıyordum. 


Oz Büyücüsü'nde Doroty'nin geri dönüşünden hemen önce söylediği haliyle; "Aramak için önce arka bahçeme bakmalıyım... çünkü arka bahçemde değilse, onu zaten hiç kaybetmemişim demektir." Hep olduğu gibi Doroty bunu filmin sonunda söylemektedir. 


ama neden gerçeği öğrenmeye çalışırız?