Dalgın Köpek


Pencereden dağlar görünüyordu. Dağlarda büyük bir diskonun yuvarlak ışıkları dolaşıyordu. Sonra havai fişekler patladı uzaktan. Işık ve ses arasındaki farktan, patladığı yeri üç kilometre olarak kesinlikle yanlış biçimde hesaplayıp akşam yemeği için hazırlandım.

Yıldızlar kocaman, parlak ve her yerdeydi. Aşağı bırakıldığımızda çakallardan ya da yaban domuzlarından daha ürkütücü bir gerçeği keşfettik. Burası çok soğuktu. Ayaz kırılmaya başladığında hareket etmeye gayret ederek ne durumda olduğumu anlamaya çalıştım. Başımı kıstırdığım omuzlarımın arasından çekip, güneşin turuncu ışıklarıyla kaplanmış aşağıdaki  geniş çayırlara baktım;  ağaç tepeleri sallanarak birbirlerine yaklaşıp uzaklaşmaktaydı.  "Bunu bir gece daha yapamayız" dedi içimizden biri. 


Heisenberg'e göre matematikle dile getirilen fizik  yasaları doğanın nasıl olduğunu değil, insanın doğayı nasıl  olduğunu da değil, insanın doğayı nasıl görmeye koşullandırıldığını belirtir. Bir yazısında şöyle demiş;

"Bakmakla yarattığım dışında hiçbir temel gerçeklik yoktur. Bilebileceğimiz tek şey, hiçbir zaman eksiksiz ya da tam bilemeyeceğimizdir" 
(Heisenberg)

"böylece hiç kimse bilmez
anlamaz hiç kimse" 
(Neruda)

Öylece karşımızda da dursa, O'nu bilemiyoruz, Doğayı da anlayamıyoruz,  geriye sadece kendim kalıyorum. Yazıda bunun hakkında.