Metod Problemi

Böyle düşünerek herşeye gözümü kapadım ve kaygıyla hiç de uygun olmayan önsezilerle yola çıktım; Sicilya'ya geldim. Üçüncü kadehimi, kurtarıcı Zeus'un onuruna dökmem gerek; çünkü çok şükür kurtuldum. Bu kurtuluşu, Tanrı'dan sonra Dionysios'a borçluyum. Bir çok kimse beni öldürmek istediği halde, o saygılı davrandı, buna engel oldu. 
. . .
Felsefeye gerçekten yeteneği olan, ona yakınlık duyan ve uygun olan kimse, tanrılık olduğu için, kendisine gösterilen yolu hayranlıkla karşılar ve var gücüyle bu yola atılmak gerektiğine , başka türlü davranırsa yaşayamayacağına inanır. Böylece yola atılır, kılavuzunu sürükler ve amaçlarına ulaşmadan ya da artık bu yolda öğretmeninin yardımına gereksinmesi olmadan, kendi kendisine yürüyebilecek kadar güç elde etmeden durmaz. Böyle bir adam, hep böyle bir ruh durumu içinde yaşar; gündelik işleriyle uğraşsa da , her zaman her şeyde felsefeye (. . .) 
. . .
Bunun üzerine kesin olarak bir şey söyleyemesem de, başkalarının aynı konularda yazıları olduğunu gerçekten biliyorum. Ama kendilerinin ne olduğunu bilmeyen kimselere nasıl değer verebiliriz? Benim uğraştığım şeyler üzerinde, bunları benden ya da başkalarından öğrenmiş ya da kendileri bulmuş olsunlar, yazı yazan ya da yazacak olan kimselerin, bunları anlamalarının olanaksız olduğunu söyleyebilirim. Benim bu konuda yazılmış bir yapıtım yoktur, olmayacaktır da; çünkü bunlar öteki bilimler gibi söz kalıbına sokulamaz.

Bu konularla ancak uzun uzun uğraştıktan, ömrünü bunları düşünmekle geçirdikten sonradır ki, gerçek, ruhta sıçrayan bir kıvılcım gibi parlar ve sonra kendiliğinden gelişir. Öğretimi yazı ya da sözle yapmak gerekseydi, bunu en iyi olarak benden başka kimse yapamayacağı gibi, kötü anlatırsam, kimse benden etkilenmeyecektir. Onu yazmam gerektiğini, çoğunluğunun anlayacağı gibi anlatabileceğimi düşünseydim, ömrümde insanlara o denli yararlı olacak öğretilerimi yazmaktan, herkesi nesnelerin özü konusunda aydınlatmaktan daha iyi bir iş görebilir miydim? Ama bunları "Kanıtlama" adı verilen yolla anlatmak insanlar için iyi olmaz sanıyorum; gerçeği küçük bir işaretle kendiliğinden bulabilecek azınlığı, elbette bir yana bırakmak gerek. Ötekilere gelince, felsefeyi yersiz ve haksız olarak aşağı görürler ya da en yüksek bilgilere  erdiklerini sanarak  büyük ve boş umutlara kapılırlar. 

Bu konu üzerinde uzun uzun durmak istiyorum; ne demek istediğimi anlatınca , belki bu sözlerimi daha iyi anlarsınız. Bu konuda bir şey yazmamı durduracak sağlam bir neden vardır. Bunu birçok kez işaret ettim; ama anlaşılan yinelemek  gerekiyor.

Bir varlığın bilgisini elde etmek isteyenler için bilinmesi gereken üç şey vardır. Bilim dördüncü şeydir. Beşinci olarak da, tanınanı var olanı saymak gerekir (. . .)

 Platon / Mektuplar