Fischer & Spassky ; Asrın Satranç Maçı


Bu arada Fischer hala ortalarda yoktu. Amerikalı oyuncu uçaktan indiğinden beri, kimse tarafından görülmemişti. Bir açıklama yapan sözcü,  Fischer'in herhangi bir şeyin altına imza atmaktan hoşlanmadığını belirtti ve durumu Spassky'ye bizzat anlatmak istediğini söyledi. 

Fischer'in mektubunu reddetmekle hırslarını  yeteri kadar alamadıkları anlaşılan Ruslar ise bu sırada toplarının namlularını  Dr. Euwe'ye çevirmişlerdi. Sovyet heyeti tarafından yayınlanan bir mesajda Hollandalı başkan Euwe'nin Fischer'i kesin bir dille kınaması ve kendisinin de FIDE kurallarını çiğnemiş olduğunu itiraf etmesi istenmekteydi. 

Dr Euwe bu isteklere, hemen düzenlediği bir basın toplantısında cevap verdi. ...İlk iş olarak Fischer'in "affedilemeyecek davranışları" ve "başka bir alemde yaşaması" yüzünden kınayan bir yazıyı kaleme aldı. Dr Euwe'nin yazısında ayrıca Fischer'in karşılaşmaya iki gün geç gelmesi ve "yalnız son günlerde değil, bütün görüşmeler boyunca gösterdiği olumsuz tutum" da kınanmaktaydı. 

 İlk Oyun

Fischer'in bu tartışmalı hamleyi nasıl bir düşünceyle yaptığı yolunda da pek çok yorum vardı. Bunlardan satranç uzmanları arasında ciddiye alınan bir tanesi, oyuncuların karakterleriyle ilgiliydi. Bu yoruma göre Fischer'in  ilk oyunu kazanmaya aşırı derecede hevesli olduğunu gören Spassky, kasıtlı olarak çok sıkıcı bir oyun temposu tutturmuş ve taşlarını oyalayıcı biçimde oradan oraya gezdirerek ateşli rakibinin ihtiyatsız bir davranışını beklemişti. Kısacası Fischer oyundaki yenişememe durumunu bozacak bir hata yapmaya itilmişti.

Bu gibi bir yorumun tahminlere fazla dayanır gibi gözükmesine karşılık,  satrançta böyle durumlarla sık sık karşılaşılabildiği de bilinmekteydi. Örneğin Fischer'in şampiyonluk yolunda aştığı önemli engellerden biri olan Danimarkalı Larsen, oyun kazanma hevesi yüzünden açık oynayıp berabere bitecek karşılaşmaları da kaybetmekle ünlüydü. Gerçi coşkunluk göstermek, dikkatli ve serinkanlı stiliyle tanınan Fischer'e yakıştırılamıyordu ama şampiyonluk maçının özel bir anlam taşıması yüzünden Amerikalı oyuncunun da bir kumara başvurup kaybetmiş olması da mümkündü. 

Ortalıkta dolaşan yorumlardan başka bir tanesi de, maç öncesinde satranç dışında pek çok şeyle uğraşması yüzünden Fischer'in böyle bir mücadeleye yeterince hazırlanamamış olmasıydı.  Bir başka yoruma ya da kanıya göre de büyük oyuncu Bobby Fischer, her satranç oyuncusunun başına gelebilecek türden basit bir hata yapmıştı. "Fischer yapacağı hamleyi yeterince düşünmedi" diyordu bir Amerikalı büyük usta. "Piyonun üstüne atlamakla acele edince çuvallayıverdi."

Ertesi gün oyun yeniden başlarken salonda epeyce fazla sayıda seyirci vardı. Herkes derin bir merak ve büyük bir sessizlik içinde bu önemli karşılaşmanın gelişmesini izliyordu. Seyircilerden pek çoğunun elinde irili ufaklı dürbünler de göze çarpmaktaydı. Karşılaşmanın bir gün önceki bölümünü dürbünle izleyen birinin, Fischer'in 29. hamlesi karşısında Spassky'nin yüzünde büyük bir şaşkınlık ifadesi gördüğünü anlatması, herkesin hazırlıklı gelmesine yol açmıştı. 

Birinci günün en önemli olayı Fischer'in 29. hamlesi idiyse, ikinci bölümün en ilginç durumu da 43. hamlede, daha doğrusu Fischer'in 43.hamlesinin hemen ardından ortaya çıkıyordu. Amerikalı oyuncu 43. hamlesini yaptıktan hemen sonra yerinden kalktı ve sahnenin yan tarafında kendilerine ayrılan yerde çalışan televizyonculardan rahatsız olduğunu bildirip bu durumu protesto amacıyla sahneden ayrıldı. (Fischer'in 35 dakika süren protestosu sırasında saati de çalışmaya devam edecekti.)

Bunun üzerine İzlanda Satranç Federasyonu yetkilileriyle Amerika heyeti üyeleri hemen sahne arkasına koştular ve televizyon kameramanıyla tartışmaya başladılar. Az sonra kamera yerinden sökülmüş ve televizyon ekibi sahneden ayrılmıştı. İsteği böylece yerine getirilen Fischer yerine döndü ve 56. hamle sırası kendisine geldiğinde oyunu terk ettiğini bildirdi. Amerikalı satranççı bir kez daha yenik düşmüştü Spassky'nin önünde.
. . .

Satranç oynamayanlar iki kişinin yarım saat hatta daha uzun bir süre önlerindeki bir tahtaya ya da birbirlerine bakarak oturdukları bir oyunda nasıl bir heyecan bulunabileceğini genellikle merak eder ve sorarlar. Onüçüncü oyunun oynandığı Reykjavik Sergi  Salonunda bulunanlar böyle bir sorunun cevabını kendiliklerinden görebilir ve hatta hissedebilirlerdi. Sahnede süren karşılaşmanın heyecanı ve gerilimi salondaki herkesi kıskıvrak sarmıştı sanki. Çok sayıda insan oyunu nefeslerini tutarak beklemişlerdi.  Ve en sonunda karşılaşmanın sona erdiği açıklandığı anda, o kadar kişinin bir ağızdan derin bir nefes aldığı duyulur gibi olmuştu. 

On üçüncü oyunda yediği büyük darbeden sonra Spassky bir erteleme daha istedi. Spassky'nin otel odasına çağrılan maç doktoru Thordarson,  şampiyonu muayene ettikten sonra Schid'e şöyle bir rapor yolluyordu;

"Ben aşağıda imzası bulunan Dr. Thordarson, kendini iyi hissetmediğini bildiren Boris Spassky'nin bugün GMT ayarıyla 10:20 de yaptığım muayenesi sonucunda, bugünkü karşılaşmayı oynamasında tıbbi bakımdan sakıncalar gördüğümü kendisine bildirmiş bulunmaktayım"

Richard Roberts / Fischer & Spassky ;  Asrın Satranç Maçı