İç dünyanın gölgesi

Eğer oyun ve öykünmeyle canlandırma çocuğu ve ilkeli doyuruyorsa, bunu ne bizim anladığımız anlamda bir alçakgönüllük belirtisi ne de güçsüzlüklerini anlamaktan ileri gelen bir boyun eğiş ürünü saymalıyız. Bu, salt istek(ler)e dayanan iradeye ve bu isteğin tuttuğu yola pek fazla değer verilmesinin doğal bir sonucudur.
. . .
Belki de doğru olan , ilkel insanın, kendi ruhsal edimlerine haddinden fazla değer verdiğini (sihirde kullandığı araçlarla açıkça görünceye kadar) bu davranışının farkına varmamasıdır.
. . .
Bu evrede insanlar inanç olmadıkça ruhlara yalvarmanın para etmediğini, duaya inanmayınca da duanın hiçbir sihir etkisi olmadığını anlamışlardır. 

Hamlet'te perde III sahne 4 Kral şöyle der: 

'Sözlerim uçuyor, düşüncelerim kalıyor,
düşünceler olmadan da sözler göklere yükselmiyor'

Düşünme uzaklık tanımadığı, yer ve zaman bakımından birbirinden çok ayrı olan şeyleri tek bir bilinç edimiyle birleştirdiği için sihir dünyası da telepati aracılığıyla yer ve uzaklık tanımamaktadır, geçmişteki bir çağrışımı şimdi olan bir çağrışım saymaktadır. Animistik (Tengricilik) evrede iç dünyanın gölgesi, bildiğimize inandığımız diğer dünyanın, dış dünyanın üstüne düşer.

...özet olarak diyebiliriz ki sihire egemen olan ilke ve animistik (Tengrici) düşünme yönteminin tekniği "düşüncelerin kesin erki"dir.

Sigmund Freud / Totem ve Tabu Cilt II