Yas Hakkında

İlkel insanı geçirmiş olduğu gelişim evreleriyle tanıyoruz; yani biz ilkeli bize bırakmış olduğu cansız anıtlar ve araçlarla, sanatıyla, dinsel ve masalsı, efsanevi ve düşsel öyküleriyle, yaşam üzerine düşünceleriyle... tanırız. Üstelik bir anlamda o hala bizim çağdaşımızdır, öyle kimseler vardır ki, biz onları kendimizden çok, ilkel insana daha yakın sayarız  
. . .


Vahşi ve yarı vahşi kavimlerin düşmanlarına karşı acımasızca ve sonsuz derecede kıyıcılık yaptıklarını sandığımız için, bunlar arasında bir adamın öldürülmesinin bile tabu adetleriyle ilgili birtakım kurallara bağlı olduğunu öğrenmek bizi şaşırtır. 
. . .
Timor adasında savaşçılar düşmanlarını yenip bunların koparılmış kafalarıyla geri döndükleri zaman, bir takım uzlaşma törenleri  yapılır; bu adet, böyle bir seferin önderi olan adamı üstelik birtakım  ağır yasaklara bağlı kılması bakımından özellikle önemlidir. 

"Yenenler zafer kazanmış olarak geri döndükleri zaman düşmanların ruhunu barıştırmak için kurbanlar verilir; bu yapılmazsa savaştan dönenlerin yanına yaklaşanlara kesinlikle bir zarar gelir. Bu ayinde dans edilir, şarkı söylenir, bu şarkılarda öldürülen düşman için yas tutulur ve ondan af dilenir:

"Kızma; çünkü  senin başın  burada bizimle birliktedir; 
 oysa biz daha şanssız olsaydık ,
 şimdi bizim başımız senin köyünde sergilenecekti
 Bu kurbanı seni yatıştırmak için veriyoruz
 Niçin bize düşman oldun?
 Dost kalsaydık daha iyi olmaz mıydı?
O zaman senin kanın akmaz, başın kesilmezdi" denir. (Frazer)

Buna benzer adetler Keleb Adası'nda Palular arasında görülür; Gallalar kendi köylerine dönmeden önce ölü düşmanlarının ruhu için kurban verir. (Paulitschke)

Diğer bazı kavimlerde öldürdükleri eski düşmanlarından dostlar, gözetenler ve koruyucular kazanmanın yolunu bulmuştur. Bu da kesilmiş başlara şefkatli davranmaktan ibarettir.  Borneo'nun birçok ilkel boyu bunu yapmaktadır. Sarawak'ta Dayak'lar seferden dönüşte yurtlarına  getirdikleri başlara aylarca büyük  saygı ve şefkat gösterir, onlara dillerinin en sevimli adlarıyla seslenirler. Yemeklerinin en iyi parçalarını, en sevilen yemeklerini, sigaralarını onların ağzına koyarlar vs vs (...) Bize korkunç gelse de buna kasıtlı bir alay karıştığını sanmak büyük bir yanlış olur (Frazer)

Kuzey Amerika'nın birçok vahşi boyunun arasında yaşayanlar, bunların düşmanlarını öldürtükten ve derilerini yüzdükten sonra tuttukları yasa şaşıp kalmıştır. Bir Choctaw bir düşman öldürünce bir ay yasa girer, bir ay kendini belli başlı birtakım yasaklar altına koyar. Dakota yerlileri de bunun gibi yas tutarlar, Osaga kızılderilileri de kendi ölüleri için yas tuttuktan sonra, düşmanları içinde yas tutarlar. (Frazer)

Sigmund Freud / Totem ve Tabu Cilt  I