Tavşanlar VI


1.

Zen ve Zan birbirine karşıt. 

Hani bir eşitliğe karşı karşı konsa, birbirlerini götürür. 

Zen = Zan

Tuhaf bir espridir.

2.

Bir taş, taş olduğundan o kadar emindir ki, bu konuda hiç düşünmez.

Ne denli Zan sahibiysek, Zen'den o kadar uzaklaşırız. 

Ağaçları, yeşil çimenleri ve çiçekleri düşün.

3.

Bir kedi, zaman zaman bir kedi olup olmadığından kuşkuya düşer;
İnsan ise, handiyse 'insan olmadığının' da ayırdında gibidir. 

O, sadece ne olduğunu anlamaya çalışır.  Kendi olanaklılığını keşfeder. Varlığının olanaklılık tuşlarında gezinir. Çıkan sesleri dinler. Kendini tanır.

(O, denildiyse, sen-ben gibi, bir ayrılık gayrılık yoktur)

4.

Zen hakkında Zan sahibi olmaya kalkmak akıllı bir adamın yapacağı iş değildir. 

5.

"Bilmiyorum" yazmak bir zan belirtir. 

6. 

Yazı ; Zen'den en uzak olan üç beş şeyden biridir. Katı beyzbol  kuralları ve yüksek bir yerden bırakılan cisimlerin izafi ağırlığından sonra dört, bilemedin beşinci sıradadır. 

7.

Belirlilik içeren herşey  *varlığa geçer.
            (*asıl varlıktan & yokluktan, belirli varlığa)

8.

Olan ne varsa oluş halindedir. Varlıkla yokluk arasında salınımdadır.
Var değildir çünkü olmaktadır. Yok değildir, çünkü olmaktadır.
                                                                           (Heraklitos & Hegel)

varlık = yokluk

Tuhaf bir espridir.

9.

Bunun misali berrak aynadır. Zira aynanın esasında bir rengi yoktur. 
Aksine onun rengi onda hazır bulunanın rengidir 
                                                                             (Gazali)

10.

Belki bu yüzden bazı büyükler der ki;

'Suizan etme, hüsnü zan et'