Köpekleri Uyutmak


Eskiden köylerde sadık ve iyi köpekler yaşlanıp güçten düşünce "işe yaramaz" hale gelen köpeği, sahibi yanına çağırır, elinde tüfekle ormana çıkarırmış. Zincirinden bağından kurtulan köpek sadakatle hizmet ettiği sahibiyle birlikte yürümekten mutlu, tozlu yollarında yaşlandığı sokaklardan belki keyifle  ama yorgun halde dolaşarak geçer, sonunda ormana vardıklarında sahibi tarafından çağrılırmış. Köpek her çağrıda olduğu gibi kendisine seslenen sahibine yine uysallıkla itaat edip yanına varınca fazla can çekişmemesi için hayati noktalarından birine ateş edilerek öldürülürmüş.


Artık bu adet genel olarak terk edilmiş olsa da can çekişen köpeğin tüfeğin ucundaki sahibine bakarken neler hissettiğini hep merak etmişimdir. Merak? Korku? Şüphe?

Gelişmeler, Gelişmemeler

Hoşa gitmeyen ve ya işe yaramadığına inanılan hayvanların telef edilmesi vahşice görülür ve toplumca onaylanmaz. Bu genel durum bazı insanlara sıkıntı verir ve işlerini gizlice yürütürler. Sokak köpeklerini toplatıp onlara iyi bakılan ve sağlık  hizmeti verilen belediyelerin sınırlarına bırakırlar. Köpek istenmediğini hissetmenin üzüntüsü içinde dolaşırken kendi bölgesinden kilometrelerce uzakta ölümle karşı karşıya gelir. Her yer sahiplidir, her yer yenidir. Köpek birlikte geldiği arkadaşlarıyla geceyarıları, yerleşik köpek çeteleriyle bölge edinme, gövdesini devirebileceği bir kaldırım kazanma, bir mezbelelik elde etme savaşına girer. Kovalamacalar, yaralanmalar, geri çekilişler içeren çete savaşları sona ermeden başka bir belediye bölgeye başka bir grup köpek bırakır ve ortalık iyice karışır. Sonunda onlara iyi bakan, isim isim karneleyen belediye de onları zehirler, topluca öldürülürler. Biraz köpek iyidir, ortalığı şenlendirir, fazlası, 'ihtiyaç fazlasıdır' yok edilebilir.  İşine yarar şeyleri kimin elinde olursa olsun zorla çekip almak, fazla sesini çıkaran olursa silahla korkutmak, işine yaramayan, hatta kendisine hoş görünmeyeni yok etmek modern insanın en vahşi yönüdür. 

Yasaların ve toplumun engellediği bu gizli savaşı durdurmak  için insanların, hayvanların ve doğanın kaderini belirleyen kalabalık insan meclislerinden birinde bir yasa tasarısı hazırlanmış. Artık açık açık yasaya uygun öldürmekmiş niyetleri. Gizli gizli çaktırmadan geceyarıları kamyonlarda telef edilen, tenha yerlere bırakılıp birbirlerine parçalattırılan,  lezzetli etlerle zehirlenip çöp kamyonlarına atılan sokak köpekleriyle giriştikleri acımasız ve kaçak çabayı artık belli bir resmiyete ve 'medeni' bir hale kavuşturacaklarmış. Onları kısırlaştırıp aşılayıp küpelemek yoluyla karneleyip izlemek pahalıya mı geliyor, yoksa öldürmek mi daha kolay, 'akılcı ve basit bir çözüm' olarak göründü birdenbire bilinmez. Durum şu ki;  'Evropa'da o kadder gezen ama hiç sokak köpeği görmeyen şekergillerin rüzgarı meclisi sarınca 'toplum sağlığı ve genel hede hödö' için toplanıp uyutulmaları da konuşulur oldu.  Demem o ki; köpek arkadaşlarım  yine namlunun ucundalar. 

Sokağın Bluesırları
Sokaklarda eskimiş yaşlı köpekler bana yorgun tavırlarıyla bluescuları anımsatır. 40'lı yıllarda underground bir gece kulübünün önünde sigara içen, arada bir geçen arabalara  içten gelen bir dürtüyle havlayan, az sonra içeri girip son birkaç parça daha çalacak yaşlı bir bluescuya benzerler. Her daim üzüntüyle, keyiflilik arasındaki bluesır çizgisinde yaşamı koklayarak, havayı hissederek 'takılan'  eski arkadaşlar. Havlamak ve dolaşmaktan müteşekkil alçakgönüllü gece hayatlarıyla uykusuz, mahallenin elden verdikleriyle çöpten çıkanlara kanaat eden köpeklerin çoğu zaman daha yaşlı ve gövdece iri olan çete başları bölgelerini terk etmezler; kalender ve anlayışlı bir tavırla mahallenin çocuklarıyla gezmeye, kağıt toplayıcılarla dolaşmaya ya da  araba kovalamaya çıkan genç köpekleri seyrederler.

Geçmiş zaman olur ki
Yüzyıllardan beri kedi köpek taifesi insanlara 'Allah emaneti' olarak görülür, beslenir ve sevilirlerdi; bugün de vicdan sahibi insanlar sayıca az değildir.
Yüzyıllardan beri mahalleli ve esnaf köpeklerini tanır, sever ve korurlar.  Boğazda martılar, bahçelerinde kediler, sokaklarında köpekler kent hayatının bir parçasıdır. Onları yok etmek, uyutmak, barınaklara kapatmak bir gelişmişlik ve uygarlık göstergesi değildir. Hayırsızada deneyiminde olduğu gibi bu konuda halk, kayalıklara sürgün bırakılan köpekleri kayıklarla elinden geldiğince İstanbul'a geri taşımalarıyla devletin daha önündedir. 
Köpeğin yeri sokaktır vesselam
Sonuç
Bu yazı hayli manasız aslında. Savaş, şiddet karşıtı başka pek çok yazı gibi hiçbir zaman asıl muhatabının okumayacağı karalamalardan biri daha.

Bazen gerçekten lafı hiç dolaştırmadan sadece "Hav" demek geliyor onlara bu yüzden. Yürekleri titreten bir içtenlikte, kocaman, tek ve güçlü başka bir "Hav".


Not: 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nda değişiklik yapılmasıyla ilgili yasa tasarısı -tepkiler üzerine- geri çekilmiş, şimdilik oley.