kızarmış soğan halkaları

Olanları değiştiremesen de olanlara verdiğin tepkiyi değiştirebilirsin. Hatta bazen üzülmek bile bir seçim. İçimizde sanki üzülmekten sadistçe zevk alan bir yer var. 
Sabah uyanıyorum. Diken üstünde hassas bir ruh hali.Yastığıma sarılıp bu güzel günü şükranla kabul etmeye, perdelerden içeri sızan güneş ışığına gülümsemeye çalışıyorum; ama içimde beni üzülmeye doğru çekmeye çalışan bir yer var ve hunharca düşünceleri de kullanıyor. Geçmiş durumları, gelecek kaygılarını, değiştiremediğim can sıkıcı gerçekleri, uzun yıllar boyuncada eline bolca malzeme vermişim. Neredeyse anlamadığım bir şeyin intikamını almaya çalışır gibi üzmeye uğraşıyor. Ama tepkiler seçimdir. İnsanın seçimi. Eğer işler yolunda gitmiyorsa neden kendiliğindenciliğe bırakıyorsun ki? Üzüntü halinin sürekli daimi hüzünlü bir fon teşkil etmesi arızalı bir durumdur ve değiştirilebilir. Üzüntü bize dışarıdan dayatılmaz, elimizi yakan ateş gibi değildir. Durumlar oluşur ve tepki olarak üzüntü seçilir, hüzün beslenir ve adeta hastalıklı bir tutkuyla bu mümkün tek durum gibi kabul edilir. 
Bunları hatırlattım kendime, yorganıma sarılıp döndüm. Ama oradaydı işte. Sonra geçti. Neden bilmiyorum. Belki üzülmekten sıkıldım.
Belki de kendi varoluşunu kolay yoldan gerçekleştirme çabasının doğal sonucu: üzüntü ve hüzün. Varolmak, ruhi ve maddi oluşa geçtiğinde bir biçim ve form kazanmak zorunda. Kolay ve kendiliğinden akan yol bizi can sıkıcı olaylar, durumlar karşısında üzülmeye götürüyor. Ama nehrin yönü değiştirilebilir. Çoban bir sabah uyanır ve kendi seçtiği 'vay benim dertli kavalım' modundan ayrılıp pastoral bir huzur ve dinginliğin kapılarını aralar. Hangi çoban? Seçilmiş çoban. Kim seçti onu? Hiçkimse. Ve çoban her sabah olduğu gibi yine bir seçim yapmış oldu. Bu defa seçim yaptığının farkında olma hali içinde : kızarmış soğan halkaları ve büyük boy patates.